OĞUZ ÖZDEM YAZDI “MIŞ” GİBİ YAPANLAR
Gündem
27.01.2026 - 13:44, Güncelleme:
27.01.2026 - 13:44
OĞUZ ÖZDEM YAZDI “MIŞ” GİBİ YAPANLAR
Memlekete gideceğim beklentim olduğu için gidemedim ama artık hayallerim tükendi ve biliyorum ki olmayacak o nedenle de memleketime gidiyorum.
Biz ne çekiyorsak bu “mış” gibi yapanlardan çekiyoruz.
Keşke hiç yaparız ederiz demeseler de kesilse umudumuz, yok olsa hayallerimiz, hiç değilse umut denen tutunacak dal da kırılmış olur beklentimiz kalmaz.
Ama “bakarız, ederiz, yaparız, düşünelim” gibi insanı beklenti içine sokan ve süreç içinde insanın beynini kemiren sözlere muhatap olunca mecburen o süreci yaşamak zorunda kalıyorsunuz ve bu da çıldırtıyor insanı.
Bence insanı umuda sokmak kadar büyük vebal yoktur.
Garibanı işle, gençleri daha güzel bir dünya ile, kadınları rahat bir hayatla, erkekleri kimseye muhtaç olmadan yaşayabilme hayalleri ile beklenti içine sokanlar ve sonrası bundan mahrum bırakanlar bilmeliler ki tüm bu insanların veballeri boyunlarınadır.
Bu yazı bir gencin bana şikayetiyle daha doğrusu içini dökmesiyle ortaya çıktı.
Genci dinledikten sonra benim elimden gelen senin bu derdini köşemde dile getireyim demek oldu.
Aslında bu ne ilk ne de son esasında ise malumun ilanı yani eskiden beri herkesin uyguladığı yöntem ama burada bir fark her seferinde benzer şeyle karşılaşıyor olmak bu ise diğerlerinden daha kötü.
İşin aslı şu ki:
Gencimiz üniversiten yeni mezun. Aile fakir, zaten zor okutmuş gencimizi. Okurken sadece aileden gelen para yetmeyince orada burada üç kuruşa çalışıp kazandıklarıyla destek olmuş ailesine.
Bir yıl gecikmeyle de olsa üniversite bitmiş hayat kavgası başlamış, daha önünde askerlik var evlilik var hepsinden önce aileye yük olmaktan kurtulmak için iş bulma meselesi var.
Kendi alanına uygun bir iş bulmak ümidiyle pek çok yere başvuruyor, iş kur da dahil ama gelen işler ya geçici ya da vasıfsız.
Başvurular arasında önemsediği üç yer var bunlardan birinden anında yanıt geliyor, şu an için eleman ihtiyacımız yok diye.
Diğer ikisi görüşmeye çağırıyor, biri sizi ararız diyor, diğeri alacağımız üç kişiden birisiniz değerlendirip size haber vereceğiz diyor.
İşte asıl dert bundan sonra başlıyor. Gencimiz günlerce bekliyor. Saatler geçmek bilmiyor, haber ha geldi ha gelecek ama bir türlü gelmiyor.
O anları size anlatamam diyor gencimiz.
Bir yere gidemiyorum ya telefon orada çekmez de beni arar bulamazlar diye, sadece bir tane doğru dürüst elbisem var her gün onunla geziyorum ya hemen gel derlerse diye, saatleri bırak dakikalar geçmiyor.
Gözüm sürekli telefonda ve ara sıra da arayanlar kısmına bakıyorum ki acaba çaldı da ben mi duymadım diye. Hasbelkader telefon çalarsa yüreğim ağzıma geliyor ki iş için mi aradılar diye.
Başka birisi de arasa hemen kısa kesiyorum ki aradık da meşguldünüz demesinler diye.
Şarjımı yarıda aşağıya düşürmemeye dikkat ediyorum ki bitmesin de kapanmasın diye. Böyle böyle üç ay geçti.
Bu arada haftada bir arıyorum. Değerlendirme devam ediyor diyorlar, henüz alım yapmadık diyorlar, sizi arayacağız diyorlar.
Aramıyorlar.
Memlekete gideceğim beklentim olduğu için gidemedim ama artık hayallerim tükendi ve biliyorum ki olmayacak o nedenle de memleketime gidiyorum.
Artık sonumuz ne olur bilemiyorum.
Vaktiniz aldım hocam kusura bakmayın.
Memlekete gideceğim beklentim olduğu için gidemedim ama artık hayallerim tükendi ve biliyorum ki olmayacak o nedenle de memleketime gidiyorum.
Biz ne çekiyorsak bu “mış” gibi yapanlardan çekiyoruz.
Keşke hiç yaparız ederiz demeseler de kesilse umudumuz, yok olsa hayallerimiz, hiç değilse umut denen tutunacak dal da kırılmış olur beklentimiz kalmaz.
Ama “bakarız, ederiz, yaparız, düşünelim” gibi insanı beklenti içine sokan ve süreç içinde insanın beynini kemiren sözlere muhatap olunca mecburen o süreci yaşamak zorunda kalıyorsunuz ve bu da çıldırtıyor insanı.
Bence insanı umuda sokmak kadar büyük vebal yoktur.
Garibanı işle, gençleri daha güzel bir dünya ile, kadınları rahat bir hayatla, erkekleri kimseye muhtaç olmadan yaşayabilme hayalleri ile beklenti içine sokanlar ve sonrası bundan mahrum bırakanlar bilmeliler ki tüm bu insanların veballeri boyunlarınadır.
Bu yazı bir gencin bana şikayetiyle daha doğrusu içini dökmesiyle ortaya çıktı.
Genci dinledikten sonra benim elimden gelen senin bu derdini köşemde dile getireyim demek oldu.
Aslında bu ne ilk ne de son esasında ise malumun ilanı yani eskiden beri herkesin uyguladığı yöntem ama burada bir fark her seferinde benzer şeyle karşılaşıyor olmak bu ise diğerlerinden daha kötü.
İşin aslı şu ki:
Gencimiz üniversiten yeni mezun. Aile fakir, zaten zor okutmuş gencimizi. Okurken sadece aileden gelen para yetmeyince orada burada üç kuruşa çalışıp kazandıklarıyla destek olmuş ailesine.
Bir yıl gecikmeyle de olsa üniversite bitmiş hayat kavgası başlamış, daha önünde askerlik var evlilik var hepsinden önce aileye yük olmaktan kurtulmak için iş bulma meselesi var.
Kendi alanına uygun bir iş bulmak ümidiyle pek çok yere başvuruyor, iş kur da dahil ama gelen işler ya geçici ya da vasıfsız.
Başvurular arasında önemsediği üç yer var bunlardan birinden anında yanıt geliyor, şu an için eleman ihtiyacımız yok diye.
Diğer ikisi görüşmeye çağırıyor, biri sizi ararız diyor, diğeri alacağımız üç kişiden birisiniz değerlendirip size haber vereceğiz diyor.
İşte asıl dert bundan sonra başlıyor. Gencimiz günlerce bekliyor. Saatler geçmek bilmiyor, haber ha geldi ha gelecek ama bir türlü gelmiyor.
O anları size anlatamam diyor gencimiz.
Bir yere gidemiyorum ya telefon orada çekmez de beni arar bulamazlar diye, sadece bir tane doğru dürüst elbisem var her gün onunla geziyorum ya hemen gel derlerse diye, saatleri bırak dakikalar geçmiyor.
Gözüm sürekli telefonda ve ara sıra da arayanlar kısmına bakıyorum ki acaba çaldı da ben mi duymadım diye. Hasbelkader telefon çalarsa yüreğim ağzıma geliyor ki iş için mi aradılar diye.
Başka birisi de arasa hemen kısa kesiyorum ki aradık da meşguldünüz demesinler diye.
Şarjımı yarıda aşağıya düşürmemeye dikkat ediyorum ki bitmesin de kapanmasın diye. Böyle böyle üç ay geçti.
Bu arada haftada bir arıyorum. Değerlendirme devam ediyor diyorlar, henüz alım yapmadık diyorlar, sizi arayacağız diyorlar.
Aramıyorlar.
Memlekete gideceğim beklentim olduğu için gidemedim ama artık hayallerim tükendi ve biliyorum ki olmayacak o nedenle de memleketime gidiyorum.
Artık sonumuz ne olur bilemiyorum.
Vaktiniz aldım hocam kusura bakmayın.
Keşke hiç yaparız ederiz demeseler de kesilse umudumuz, yok olsa hayallerimiz, hiç değilse umut denen tutunacak dal da kırılmış olur beklentimiz kalmaz.
Ama “bakarız, ederiz, yaparız, düşünelim” gibi insanı beklenti içine sokan ve süreç içinde insanın beynini kemiren sözlere muhatap olunca mecburen o süreci yaşamak zorunda kalıyorsunuz ve bu da çıldırtıyor insanı.
Bence insanı umuda sokmak kadar büyük vebal yoktur.
Garibanı işle, gençleri daha güzel bir dünya ile, kadınları rahat bir hayatla, erkekleri kimseye muhtaç olmadan yaşayabilme hayalleri ile beklenti içine sokanlar ve sonrası bundan mahrum bırakanlar bilmeliler ki tüm bu insanların veballeri boyunlarınadır.
Bu yazı bir gencin bana şikayetiyle daha doğrusu içini dökmesiyle ortaya çıktı.
Genci dinledikten sonra benim elimden gelen senin bu derdini köşemde dile getireyim demek oldu.
Aslında bu ne ilk ne de son esasında ise malumun ilanı yani eskiden beri herkesin uyguladığı yöntem ama burada bir fark her seferinde benzer şeyle karşılaşıyor olmak bu ise diğerlerinden daha kötü.
İşin aslı şu ki:
Gencimiz üniversiten yeni mezun. Aile fakir, zaten zor okutmuş gencimizi. Okurken sadece aileden gelen para yetmeyince orada burada üç kuruşa çalışıp kazandıklarıyla destek olmuş ailesine.
Bir yıl gecikmeyle de olsa üniversite bitmiş hayat kavgası başlamış, daha önünde askerlik var evlilik var hepsinden önce aileye yük olmaktan kurtulmak için iş bulma meselesi var.
Kendi alanına uygun bir iş bulmak ümidiyle pek çok yere başvuruyor, iş kur da dahil ama gelen işler ya geçici ya da vasıfsız.
Başvurular arasında önemsediği üç yer var bunlardan birinden anında yanıt geliyor, şu an için eleman ihtiyacımız yok diye.
Diğer ikisi görüşmeye çağırıyor, biri sizi ararız diyor, diğeri alacağımız üç kişiden birisiniz değerlendirip size haber vereceğiz diyor.
İşte asıl dert bundan sonra başlıyor. Gencimiz günlerce bekliyor. Saatler geçmek bilmiyor, haber ha geldi ha gelecek ama bir türlü gelmiyor.
O anları size anlatamam diyor gencimiz.
Bir yere gidemiyorum ya telefon orada çekmez de beni arar bulamazlar diye, sadece bir tane doğru dürüst elbisem var her gün onunla geziyorum ya hemen gel derlerse diye, saatleri bırak dakikalar geçmiyor.
Gözüm sürekli telefonda ve ara sıra da arayanlar kısmına bakıyorum ki acaba çaldı da ben mi duymadım diye. Hasbelkader telefon çalarsa yüreğim ağzıma geliyor ki iş için mi aradılar diye.
Başka birisi de arasa hemen kısa kesiyorum ki aradık da meşguldünüz demesinler diye.
Şarjımı yarıda aşağıya düşürmemeye dikkat ediyorum ki bitmesin de kapanmasın diye. Böyle böyle üç ay geçti.
Bu arada haftada bir arıyorum. Değerlendirme devam ediyor diyorlar, henüz alım yapmadık diyorlar, sizi arayacağız diyorlar.
Aramıyorlar.
Memlekete gideceğim beklentim olduğu için gidemedim ama artık hayallerim tükendi ve biliyorum ki olmayacak o nedenle de memleketime gidiyorum.
Artık sonumuz ne olur bilemiyorum.
Vaktiniz aldım hocam kusura bakmayın.
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

