uluer
versa

3 SORU 3 CEVAP

Nevşehir 29.09.2023 - 09:28, Güncelleme: 29.09.2023 - 09:28
 

3 SORU 3 CEVAP

Soru1: Kur'ân-ı Kerîm’de nazar âyeti var mıdır, nazardan nasıl korunabiliriz?

Cevap1: Nazar, bazı insanların olumsuz bakışlarıyla karşıdaki insana zarar vermesidir. Nazarın karşıdaki insanda bazı olumsuz etkiler meydana getirebileceği dinen kabul edilmektedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm’de Kalem sûresi 51-52. âyetlerde: وَإِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ “İnkâr edenler Zikr'i(Kur'ân'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâlâ da (kin ve hasetlerinden:) ‘Hiç şüphe yok o bir delidir’ derler. Oysa o (Kur'ân), âlemler için ancak bir öğüttür.” buyurulmaktadır. Müfessirler bu âyetteki “neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi” ifadesini nazar şeklinde yorumlamışlardır.[1] Hz. Peygamber de “Göz değmesi (nazar) haktır.”[2]buyurmuştur. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) nazara karşı Muavvizeteyn (Felak ve Nas) sûrelerini okuduğu ve sahabe-i kirama bu sûre ve âyetleri okumalarını tavsiye ettiği rivayet edilmiştir.[3] Ayrıca Hz. Peygamber, nazara karşıأَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ“Her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”[4]duasını okumuştur. İnsan, çok beğendiği ve hayran kaldığı şeyleri gördüğü zaman nazarı karşıdaki insana zarar vermemesi için; “Mâşâallah lâ kuvvete illâ billâh”(Allah’ın dilediği olur. Ondan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur.) demesi tavsiye edilmiştir.  Soru2: Kur'ân-ı Kerîm neden tek seferde indirilmemiştir? Cevap2: Kur'ân-ı Kerîm’den önceki ilâhî kitaplar ve suhuflar peygamberlere bir defada indirilesine rağmen Kur'ân-ı Kerîm Hz. Peygamber’e 23 yıl içerisinde parça parça indirilmiştir. Tabi ki bunun çok önemli sebep ve hikmetleri vardır. Bu sebep ve hikmetleri şöyle sıralayabiliriz: 1. Hz. Peygamber’e (s.a.v.) moral ve güç kaynağı olması, 2. Kur’ân’ın ezberlenmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırmak, 3. Kur’ân’ın hükümlerinin hayatta tatbik edilmesi ve uygulanmasını kolaylaştırmak, 4. Müminlerin sorularının, kâfirlerin soru, itiraz ve şüphelerinin anında cevaplandırılması, 5. Meydana gelen olaylar akabinde ortaya çıkan problemlere taze çözümler getirilmesi, 6. Hz. Peygamber ve ashabının hatalarının âyet inerek anında düzeltilmesi, 7. İslâm düşmanı, münafık ve müşriklerin gizli niyetlerinin açığa çıkartılması, 8. Kur’ân’ın bir beşer kelâmı değil, ilâhî bir kelâm olduğunun açıkça gösterilip ispat edilmesi.[5] Şayet Kur'ân-ı Kerîm bir defada toplu bir şekilde indirilmiş olsaydı bu saydığımız hikmetler gerçekleşemezdi. Soru3: Ölüler için hayır yapılabilir mi? Cevap3: Elbette ölüler için hayır yapılabilir. Ölen bir Müslümanın ardından ilk yapılacak hayır, borcu varsa onun borcunu hemen ödemektir. Zira Hz. Peygamber, “Mü’minin ruhu, borcu ödeninceye kadar ona bağlı kalır.”[6]buyurmuştur. Ölen kişi, miras olarak mal mülk bırakmışsa mirasından borcu ödenmelidir. Miras olarak mal mülk bırakmamışsa varisleri ve yakınları onun borcunu ödemelidirler. Borcu ödenen mümin, böylece kul hakkından kurtulmuş olur. Bunun dışında ölünün arkasından yapılacak hayır; onun için dua ve istiğfarda bulunmaktır. Nitekim Ebû Ubeyd adındaki sahabî Hz. Peygamber’e; “Ey Allah’ın Resulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?” diye sorduğu zaman Rasulullah (s.a.v.): “Evet vardır. Onlara dua, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra - varsa vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babasının dostlarına ikramda bulunmak”[7] cevabını vermiştir. Dua ve istiğfardan başka vasiyeti varsa vasiyetini yerine getirmek ve ölen kişi adına fakir ve muhtaçlara sadaka vererek sevabını ölüye bağışlamak, yapılan hac ve umre sevabını ölüye bağışlamak, ölen kişi adına kurban kesip etini muhtaçlara dağıtmak, okunan Kur'ân-ı Kerîm hatimlerinin sevabını ölen kişinin ruhuna bağışlamak gibi hayırlar yapılabilir. Hz. Peygamber bir hadis-i şerifinde “İnsan ölünce bütün amelleri kesilir. Ancak üç şey (bunları yapan üç kişi) müstesnadır.” buyurmuş ve bu üç kişiyi şöyle açıklamıştır: 1. Sadaka-i cariye (bırakan) kişi, 2. İstifade edilen bir ilim (bırakan) kişi, 3. Kendine dua edecek sâlih evlat (bırakan) kişi”[8] buyurmuştur. Atalarımız “ne verirsen elinle o gider seninle.” demek suretiyle ne kadar güzel söylemişlerdir. Hayat sermayemiz elimizde iken mümkün mertebe hayır ve hasenatı kendimiz yapmaya gayret etmeliyiz. Arkamızdan bizim adımıza hayır ve hasenat yapılacağını kesin olarak bilemeyiz. Dolayısıyla hayır ve hasenatı kendimiz yapmalıyız. Dinî konularda cevabını aradığınız soruları msoysaldi@gmail.com e-postaya gönderebilirsiniz.                                                                          Prof. Dr. Mehmet Soysaldı NEVÜ İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı     [1]     Elmalılı M.HamdiYazır, Hak Dini Kur'an Dili, 8/5305; İbnKesîr, Tefsiru’l-Kur'âni’l-Azîm, 8/227. [2]     Buhârî, “Tıb”, 36 [5740]; Müslim, “Selâm”, 41 [2187]. [3]     Tirmizî, “Tıb”, 16 [2058]; Nesâî, “İsti‘âze”, 37 [5494]. [4]     Buhârî, “Ehâdîsu’l-enbiyâ”, 10 [3371]. [5]     Ayrıntılı bilgi için bk., Soysaldı, Asırların İdrakine Kur'ân Tarihi, 45-54. [6]     Tirmizî, “Cenâiz”, 74; İbnMâce, “Sadakât”, 12. [7]     EbûDâvûd, “Edeb”, 129, (5142); İbnMâce, “Edeb”, 2, (3664). [8]     Müslim, “Vasiyyet”, 14; EbûDâvûd, “Vasâyâ”, 14; Tirmizî, “Ahkâm”, 36; Nesâî, “Vasâyâ”, 8.
Soru1: Kur'ân-ı Kerîm’de nazar âyeti var mıdır, nazardan nasıl korunabiliriz?

Cevap1: Nazar, bazı insanların olumsuz bakışlarıyla karşıdaki insana zarar vermesidir. Nazarın karşıdaki insanda bazı olumsuz etkiler meydana getirebileceği dinen kabul edilmektedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm’de Kalem sûresi 51-52. âyetlerde:

وَإِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ

İnkâr edenler Zikr'i(Kur'ân'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâlâ da (kin ve hasetlerinden:) ‘Hiç şüphe yok o bir delidir’ derler. Oysa o (Kur'ân), âlemler için ancak bir öğüttür.” buyurulmaktadır. Müfessirler bu âyetteki “neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi” ifadesini nazar şeklinde yorumlamışlardır.[1] Hz. Peygamber de “Göz değmesi (nazar) haktır.”[2]buyurmuştur.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) nazara karşı Muavvizeteyn (Felak ve Nas) sûrelerini okuduğu ve sahabe-i kirama bu sûre ve âyetleri okumalarını tavsiye ettiği riv ayet edilmiştir.[3] Ayrıca Hz. Peygamber, nazara karşıأَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ“Her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”[4]duasını okumuştur. İnsan, çok beğendiği ve hayran kaldığı şeyleri gördüğü zaman nazarı karşıdaki insana zarar vermemesi için; “Mâşâallah lâ kuvvete illâ billâh”(Allah’ın dilediği olur. Ondan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur.) demesi tavsiye edilmiştir. 

Soru2: Kur'ân-ı Kerîm neden tek seferde indirilmemiştir?

Cevap2: Kur'ân-ı Kerîm’den önceki ilâhî kitaplar ve suhuflar peygamberlere bir defada indirilesine rağmen Kur'ân-ı Kerîm Hz. Peygamber’e 23 yıl içerisinde parça parça indirilmiştir. Tabi ki bunun çok önemli sebep ve hikmetleri vardır. Bu sebep ve hikmetleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Hz. Peygamber’e (s.a.v.) moral ve güç kaynağı olması,

2. Kur’ân’ın ezberlenmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırmak,

3. Kur’ân’ın hükümlerinin hayatta tatbik edilmesi ve uygulanmasını kolaylaştırmak,

4. Müminlerin sorularının, kâfirlerin soru, itiraz ve şüphelerinin anında cevaplandırılması,

5. Meydana gelen olaylar akabinde ortaya çıkan problemlere taze çözümler getirilmesi,

6. Hz. Peygamber ve ashabının hatalarının âyet inerek anında düzeltilmesi,

7. İslâm düşmanı, münafık ve müşriklerin gizli niyetlerinin açığa çıkartılması,

8. Kur’ân’ın bir beşer kelâmı değil, ilâhî bir kelâm olduğunun açıkça gösterilip ispat edilmesi.[5]

Ş ayet Kur'ân-ı Kerîm bir defada toplu bir şekilde indirilmiş olsaydı bu saydığımız hikmetler gerçekleşemezdi.

Soru3: Ölüler için hayır yapılabilir mi?

Cevap3: Elbette ölüler için hayır yapılabilir. Ölen bir Müslümanın ardından ilk yapılacak hayır, borcu varsa onun borcunu hemen ödemektir. Zira Hz. Peygamber, “Mü’minin ruhu, borcu ödeninceye kadar ona bağlı kalır.”[6]buyurmuştur. Ölen kişi, miras olarak mal mülk bırakmışsa mirasından borcu ödenmelidir. Miras olarak mal mülk bırakmamışsa varisleri ve yakınları onun borcunu ödemelidirler. Borcu ödenen mümin, böylece kul hakkından kurtulmuş olur.

Bunun dışında ölünün arkasından yapılacak hayır; onun için dua ve istiğfarda bulunmaktır. Nitekim Ebû Ubeyd adındaki sahabî Hz. Peygamber’e; “Ey Allah’ın Resulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?” diye sorduğu zaman Rasulullah (s.a.v.): “Evet vardır. Onlara dua, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra - varsa vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babasının dostlarına ikramda bulunmak”[7] cevabını vermiştir.

Dua ve istiğfardan başka vasiyeti varsa vasiyetini yerine getirmek ve ölen kişi adına fakir ve muhtaçlara sadaka vererek sevabını ölüye bağışlamak, yapılan hac ve umre sevabını ölüye bağışlamak, ölen kişi adına kurban kesip etini muhtaçlara dağıtmak, okunan Kur'ân-ı Kerîm hatimlerinin sevabını ölen kişinin ruhuna bağışlamak gibi hayırlar yapılabilir.

Hz. Peygamber bir hadis-i şerifinde “İnsan ölünce bütün amelleri kesilir. Ancak üç şey (bunları yapan üç kişi) müstesnadır.” buyurmuş ve bu üç kişiyi şöyle açıklamıştır:

1. Sadaka-i cariye (bırakan) kişi,

2. İstifade edilen bir ilim (bırakan) kişi,

3. Kendine dua edecek sâlih evlat (bırakan) kişi”[8] buyurmuştur.

Atalarımız “ne verirsen elinle o gider seninle.” demek suretiyle ne kadar güzel söylemişlerdir. Hayat sermayemiz elimizde iken mümkün mertebe hayır ve hasenatı kendimiz yapmaya gayret etmeliyiz. Arkamızdan bizim adımıza hayır ve hasenat yapılacağını kesin olarak bilemeyiz. Dolayısıyla hayır ve hasenatı kendimiz yapmalıyız.

Dinî konularda cevabını aradığınız soruları msoysaldi@gmail.com e-postaya gönderebilirsiniz.

 

                                                                       Prof. Dr. Mehmet Soysaldı

NEVÜ İlahiyat Fakültesi

Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı

 

 

[1]     Elmalılı M.HamdiYazır, Hak Dini Kur'an Dili, 8/5305; İbnKesîr, Tefsiru’l-Kur'âni’l-Azîm, 8/227.

[2]     Buhârî, “Tıb”, 36 [5740]; Müslim, “Selâm”, 41 [2187].

[3]     Tirmizî, “Tıb”, 16 [2058]; Nesâî, “İsti‘âze”, 37 [5494].

[4]     Buhârî, “Ehâdîsu’l-enbiyâ”, 10 [3371].

[5]     Ayrıntılı bilgi için bk., Soysaldı, Asırların İdrakine Kur'ân Tarihi, 45-54.

[6]     Tirmizî, “Cenâiz”, 74; İbnMâce, “Sadakât”, 12.

[7]     EbûDâvûd, “Edeb”, 129, (5142); İbnMâce, “Edeb”, 2, (3664).

[8]     Müslim, “Vasiyyet”, 14; EbûDâvûd, “Vasâyâ”, 14; Tirmizî, “Ahkâm”, 36; Nesâî, “Vasâyâ”, 8.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nehabernevsehir.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.