Ömer Ay Basın Toplantısında Neler Söyledi ?
Siyaset
07.01.2022 - 14:52, Güncelleme:
07.01.2022 - 14:52
Ömer Ay Basın Toplantısında Neler Söyledi ?
İyi Parti Nevşehir İl Başkanı Ömer Ay bugün düzenlediği basın toplantısında
İyi Parti Nevşehir İl Başkanı Ömer Ay bugün düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarında "Cennet gibi bir vatanımız, zeki ve çalışkan bir milletimiz, eğitimli ve genç bir nüfusumuz var. Tohumu taşa atsan taşın filizleneceği toprağımız, zengin kaynaklarımız var. Türkiye potansiyeli yüksek ve güçlü bir ülkedir. Biz asla yoksul bir ülke değiliz; Yoksul olduğumuza inandırılmaya çalışılıyoruz. Şu geldiğimiz hale bakınız; her gün zam yağmurları altında ıslanıyoruz, derin bir yoksulluğa sürükleniyoruz. Asgari ücrete, memur ve emekli maaşlarına yapılan zamlar elektriğe, doğal gaza, akaryakıta, yapılan zamlarla ve sürekli artan fiyatlar karşısında henüz elimiz değmeden tükenmiş gözükmektedir. Hükümet kendisi yaptığı fiyat artışlarını halkımızın gözünden gizlemek amacıyla marketlere kabahat bularak algı oluşturma çabasına düşmüştür. Ülkemizde üretim ve ticaret neredeyse durmak üzeredir. 20 yıllık Hükümet, bir gün ekonomi ve hukuk reformu yapacağını söylüyor, ertesi gün Çin modelinden bahsediyor, üç gün geçmeden yüksek kur politikasına geçilerek ihracatı artırmayı hedefliyor. Aynı gün 18 TL ye çıkan Dolara, şapkadan tavşan çıkarma usulüyle müdahale edilerek 12 TL’ye düşürülüyor; Hükümet adeta kendi vatandaşını tokatlarcasına gece 18 TL’den dolar satıyor, sabah 12 TL’ye Dolar topluyor. 20 Aralık gecesi herhangi bir dış müdahale olmadığını ve küçük yatırımcının çarpıldığını bizzat Maliye Bakanı söylemiştir. Küçük yatırımcıyı çarpan kimdir? Son olarak Heterodoks modelinden söz ediliyor. Son açıklamalardan milletimizin yastık altı tasarruflarına göz dikildiği anlaşılmaktadır. Gerçek şudur; hükümet ekonomik krizden çıkış çaresi bulamamaktadır. Hükümetin Türkiye’yi yönetecek bir planı ve projesi yoktur. Bu Maliye Bakanı ile bu krizden çıkılacağına inanan insan kalmış mıdır bilemiyorum? Sorunlara çözüm bulamayan hükümet “Beka” kavramının arkasına saklanmakta gerçeklikten koparak algılarla iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. Daha dün Türkiye’de 150 terörist kaldığını söyleyen iç işleri bakanı İstanbul Belediyesinde 557 terörist olduğundan ve 5 Gassaldan bahisle Türkiye’nin gündemini gerçeklerden algılara dönüştürmüştür. Bu sayıda bir teröristin varlığını tespit eden İç İşleri Bakanının elini kim tutmuş da bunlar şimdiye kadar yakalanıp adalete teslim edilmemiştir. 5 Gassalı milli güvenlik sorunu sayan bir anlayıştan ve böyle bir iç işleri bakanından ne beklenebilir?
Eksiklikleri olmasına rağmen Demokrasi ile yönetilen tek İslam ülkesiydik; İslam Dünyasının tek Hukuk Devleti idik. Zenginlik ve kalkınma sadece demokrasi ile ve Hukukun egemen olması ile gelişebilirdi. Bu sebeple Demokrasi ile ve Hukuk Devleti olma yolunda ilerlerken 2010 referandumu ile önce hukuku siyasallaştırmak suretiyle siyasi iktidarın sopası haline getirdik; 2017 referandumu ile ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen ucube sisteme geçmek suretiyle parlamentoyu yetkisiz ve etkisizleştirerek demokrasimizi rafa kaldırdık. Tek adam yönetiminde Türkiye’nin bütün kurum ve kuralları yok edildi. Bütün kaynakları ve üretim yapan fabrikaları satıldı. Şeffaflık, denetlene bilirlik ve liyakat terkedildi. İsraf ve yolsuzluk tavan yaptı. Eğitim sistemi çöktü. Tarım ve hayvancılık girdi maliyetleri sebebiyle yapılamaz hale geldi. Piyasalardaki güvensizlik esnafı siftahsız kapatmaya mahkûm etti. Üretim durdu. İşsizlik ve özellikle genç işsizlik tavan yaptı. Milletimiz Bir çöküşe ve derin yoksulluğa terk edildi. Derin bir hukuk, adalet ve güven krizi içindeyiz. Geleceğimizi göremiyoruz. Türkiye yönetilemiyor ve frensiz bir araba gibi gidiyor ve savruluyoruz.
Hâlbuki Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bizi uçuracaktı, dolar çakılacaktı, Türkiye dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girecek, kişi başına düşen milli gelir 15-20 bin dolara yükselecekti. Uçamadığımız gibi kanatlarımız kırıldı ve yere çakıldık, kişi başına düşen milli gelir 8 bin doların altına düştü. Çalışanların ve emeklilerin maaşları 200-300 dolar seviyelerine indi. Gayri safi milli hâsıla düştü ve Türkiye G 20 ülkeleri arasında 17. sıradan 21. sıralara geriledi.
Partilerimiz ayrı ama kaderimiz aynı, kaderimiz ortak. Uyanmak zorundayız. Siyasi inatlaşmayı bırakarak sağduyu ile düşünmeli ve makul olanı bulmalıyız.
Hükümet ekonomide iç ve dış politikada yaptığı yanlışlarda ısrara ve inadını sürdürmeye çalışmaktadır. Millete dövizlerini TL’ye çevirmeye zorlayan hükümet, Kamunun bütün kaynaklarını Dolar sözleşmeli 5 şirkete akıtmaya ve yandaşlara üçer- beşer ballı maaş vermeye devam etmektedir. Ak Partiye oy vermeye devam eden kardeşlerimize sormak istiyorum: milletin büyük çoğunluğu yoksulluk içinde iken bu üçer- beşer maaş uygulamasını vicdanınızda onaylıyor musunuz? Milleti unutan, denetlenemeyen, şeffaf olmayan bu sistem sürdürülebilir değildir; Bu yoldan dönülmelidir.
Çare vardır, Çare parti taassubunu ve inadı bırakmaktır; Çare millet olarak gerçeği görmektir. Çare makulü aramaktır. Çare değişimdir. Çare seçimdir. ÇARE İYİ PARTİDİR.
İyi Parti öncelikle bu tek adam sisteminden demokrasiye ve hukuk devletine dönüşü gerçekleştirecektir. Güçlü Parlamento ve tam bağımsız hukuk, şeffaflık, denetlene bilirlik ve liyakat mutlaka sağlanacaktır.
İyi Parti siyasetin asla müdahale edemediği lekesiz gölgesiz bir adalet sistemini mutlaka kuracaktır. Hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmeyecektir, Muhafazakar kesimin hırpalandığı 28 Şubat sürecine ilk karşı çıkan kişinin Sayın Meral Akşener’in olduğu unutulmamalıdır. Bizim yolumuz Hz. Ömer’in yolu olacaktır.
Bağımsız ve tarafsız hukuk ile güvenin tesisi Ekonomiyi canlandıracak ve model olarak üretim ve istihdam öncelikli bir programa geçilecektir.
İYİ SANAYİ projemizle yüksek katama değerli ürünler ve teknoloji üreteceğiz; İYİ TARIM Projemizle ve kuracağımız Atatürk Orman Çiftliği Tarım Bilimler Akademisi ile Tarım ve hayvancılık sektörü, Milli bir politika olarak ele alınacak, girdilerinin sübvanse edilmesi ve teşviklerle üretim artırılacak tarım ürünü ve et ithalatına son verilecektir.
ARTAGAN Projemizle sürekli olarak tasarruf açığı verip yurt dışından borç bulmaya çalışan ülkemiz, tasarruf fazlası veren, sürdürülebilir bir büyüme yakalayan ülkeye dönüşecektir. İş dünyasının belini büken, daha fazla yatırımı engelleyen kredi faizleri en düşük seviyelere gerileyecek, üretim artacak, tüketim geniş kitlelere yayılacak, eğitim, sağlık ve alt yapı alanlarında kaynak yetersizliği sebebiyle gerçekleştirilemeyen bütün atılımlar için ihtiyacımız olan finansmana sahip olacağız. Bu zenginlik ve refah için tek ihtiyacımız vizyon, güven ve beceridir. Sosyal Yardımlar artarak devam edecek; İYİ YAŞAM GELİRİ modelimizle şimdiye kadar hiç yaşamadığımız bir bolluk ve berekete kavuşacağız.
Çağdaş ve standardı yüksek bir eğitim ve sağlık politikası hizmeti sunacağız. Eğitimde RÜZGAR GÜLÜ Projesiyle Türkiye’yi eşitleyecek ve eşitlendikçe büyüyeceğiz. Eğitimi, Yüksek nitelikli insan yetiştiren bir kaliteli sisteme kavuşturacağız. Sağlıkta, ilaç ve tıbbi malzeme fiyat farkı, muayene ücreti, özel hastanelerde ek fiyat ve akıllı ilaçlara SGK tarafından getirilen kısıtlamalar gibi uygulamalara son vereceğiz. Koruyucu Hekimliğe geçeceğiz ve her yıl her vatandaşa CHECK-UP uygulaması başlatacağız.
Kalkınma Politikaları Başkanlığımız ve çok değerli ekonomi kadromuzla, her konuda projelerimizle geliyoruz. Liyakatli Kadrolarımız ve çözümlerimizle geliyoruz. Biz projeye değil ranta karşıyız, israfa ve yolsuzluğa karşıyız. Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir ruh ve anlayışla geliyoruz.
Siyasi partiler ve mensupları birbirlerinin düşmanları değildir. Siyaset bir hizmet rekabetidir. Başka partileri ve mensuplarını asla düşman görmüyoruz. Hatta başka partileri hain, düşman, zillet gibi niteleyerek ve göstererek kıblesi aynı olan milletimizi kutuplaştırma siyaseti ile ayakta kalma çabasına karşı milletimizi uyarıyoruz. Biz, birlikte Türk Milletiyiz. Siyasi tercihlerimiz bizim kardeşliğimize engel değildir. Bizim Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in misyonu, bir ana olarak milletimizi ana kucağında sevgi ve hoşgörü ikliminde birleştirmek ve kaynaştırmak olacaktır. Ayrıştırıcı dili reddediyoruz, milletimizin hizmetine talibiz, yalanı, haksızlığı, hukuksuzluğu ve yolsuzluğu siyasi hayatımızdan söküp atmaya, Türkiye’yi yeniden inşa etmeye ve ayağa kaldırmaya geliyoruz.
Biz Hazırız.
Projelerimizle ve liyakatli kadrolarımızla israf, yolsuzluk ve soygun düzenini sonlandırmaya, gençlerimizin hayallerini gerçekleştirebileceği bir sistem kurmaya, tarlasına küsen çiftçiyi yeniden milletin efendisi yapmaya, doların ateşini düşürmeye, pahalılığın belini üretimle kırmaya, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’ye kavuşacağız.
Türkiye’yi barıştırmaya, makulde buluşturmaya, Dünya ile zenginlikte yarıştırmaya biz hazırız. Biz çözeriz" dedi...
İyi Parti Nevşehir İl Başkanı Ömer Ay bugün düzenlediği basın toplantısında
İyi Parti Nevşehir İl Başkanı Ömer Ay bugün düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarında "Cennet gibi bir vatanımız, zeki ve çalışkan bir milletimiz, eğitimli ve genç bir nüfusumuz var. Tohumu taşa atsan taşın filizleneceği toprağımız, zengin kaynaklarımız var. Türkiye potansiyeli yüksek ve güçlü bir ülkedir. Biz asla yoksul bir ülke değiliz; Yoksul olduğumuza inandırılmaya çalışılıyoruz. Şu geldiğimiz hale bakınız; her gün zam yağmurları altında ıslanıyoruz, derin bir yoksulluğa sürükleniyoruz. Asgari ücrete, memur ve emekli maaşlarına yapılan zamlar elektriğe, doğal gaza, akaryakıta, yapılan zamlarla ve sürekli artan fiyatlar karşısında henüz elimiz değmeden tükenmiş gözükmektedir. Hükümet kendisi yaptığı fiyat artışlarını halkımızın gözünden gizlemek amacıyla marketlere kabahat bularak algı oluşturma çabasına düşmüştür. Ülkemizde üretim ve ticaret neredeyse durmak üzeredir. 20 yıllık Hükümet, bir gün ekonomi ve hukuk reformu yapacağını söylüyor, ertesi gün Çin modelinden bahsediyor, üç gün geçmeden yüksek kur politikasına geçilerek ihracatı artırmayı hedefliyor. Aynı gün 18 TL ye çıkan Dolara, şapkadan tavşan çıkarma usulüyle müdahale edilerek 12 TL’ye düşürülüyor; Hükümet adeta kendi vatandaşını tokatlarcasına gece 18 TL’den dolar satıyor, sabah 12 TL’ye Dolar topluyor. 20 Aralık gecesi herhangi bir dış müdahale olmadığını ve küçük yatırımcının çarpıldığını bizzat Maliye Bakanı söylemiştir. Küçük yatırımcıyı çarpan kimdir? Son olarak Heterodoks modelinden söz ediliyor. Son açıklamalardan milletimizin yastık altı tasarruflarına göz dikildiği anlaşılmaktadır. Gerçek şudur; hükümet ekonomik krizden çıkış çaresi bulamamaktadır. Hükümetin Türkiye’yi yönetecek bir planı ve projesi yoktur. Bu Maliye Bakanı ile bu krizden çıkılacağına inanan insan kalmış mıdır bilemiyorum? Sorunlara çözüm bulamayan hükümet “Beka” kavramının arkasına saklanmakta gerçeklikten koparak algılarla iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. Daha dün Türkiye’de 150 terörist kaldığını söyleyen iç işleri bakanı İstanbul Belediyesinde 557 terörist olduğundan ve 5 Gassaldan bahisle Türkiye’nin gündemini gerçeklerden algılara dönüştürmüştür. Bu sayıda bir teröristin varlığını tespit eden İç İşleri Bakanının elini kim tutmuş da bunlar şimdiye kadar yakalanıp adalete teslim edilmemiştir. 5 Gassalı milli güvenlik sorunu sayan bir anlayıştan ve böyle bir iç işleri bakanından ne beklenebilir?
Eksiklikleri olmasına rağmen Demokrasi ile yönetilen tek İslam ülkesiydik; İslam Dünyasının tek Hukuk Devleti idik. Zenginlik ve kalkınma sadece demokrasi ile ve Hukukun egemen olması ile gelişebilirdi. Bu sebeple Demokrasi ile ve Hukuk Devleti olma yolunda ilerlerken 2010 referandumu ile önce hukuku siyasallaştırmak suretiyle siyasi iktidarın sopası haline getirdik; 2017 referandumu ile ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen ucube sisteme geçmek suretiyle parlamentoyu yetkisiz ve etkisizleştirerek demokrasimizi rafa kaldırdık. Tek adam yönetiminde Türkiye’nin bütün kurum ve kuralları yok edildi. Bütün kaynakları ve üretim yapan fabrikaları satıldı. Şeffaflık, denetlene bilirlik ve liyakat terkedildi. İsraf ve yolsuzluk tavan yaptı. Eğitim sistemi çöktü. Tarım ve hayvancılık girdi maliyetleri sebebiyle yapılamaz hale geldi. Piyasalardaki güvensizlik esnafı siftahsız kapatmaya mahkûm etti. Üretim durdu. İşsizlik ve özellikle genç işsizlik tavan yaptı. Milletimiz Bir çöküşe ve derin yoksulluğa terk edildi. Derin bir hukuk, adalet ve güven krizi içindeyiz. Geleceğimizi göremiyoruz. Türkiye yönetilemiyor ve frensiz bir araba gibi gidiyor ve savruluyoruz.
Hâlbuki Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bizi uçuracaktı, dolar çakılacaktı, Türkiye dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girecek, kişi başına düşen milli gelir 15-20 bin dolara yükselecekti. Uçamadığımız gibi kanatlarımız kırıldı ve yere çakıldık, kişi başına düşen milli gelir 8 bin doların altına düştü. Çalışanların ve emeklilerin maaşları 200-300 dolar seviyelerine indi. Gayri safi milli hâsıla düştü ve Türkiye G 20 ülkeleri arasında 17. sıradan 21. sıralara geriledi.
Partilerimiz ayrı ama kaderimiz aynı, kaderimiz ortak. Uyanmak zorundayız. Siyasi inatlaşmayı bırakarak sağduyu ile düşünmeli ve makul olanı bulmalıyız.
Hükümet ekonomide iç ve dış politikada yaptığı yanlışlarda ısrara ve inadını sürdürmeye çalışmaktadır. Millete dövizlerini TL’ye çevirmeye zorlayan hükümet, Kamunun bütün kaynaklarını Dolar sözleşmeli 5 şirkete akıtmaya ve yandaşlara üçer- beşer ballı maaş vermeye devam etmektedir. Ak Partiye oy vermeye devam eden kardeşlerimize sormak istiyorum: milletin büyük çoğunluğu yoksulluk içinde iken bu üçer- beşer maaş uygulamasını vicdanınızda onaylıyor musunuz? Milleti unutan, denetlenemeyen, şeffaf olmayan bu sistem sürdürülebilir değildir; Bu yoldan dönülmelidir.
Çare vardır, Çare parti taassubunu ve inadı bırakmaktır; Çare millet olarak gerçeği görmektir. Çare makulü aramaktır. Çare değişimdir. Çare seçimdir. ÇARE İYİ PARTİDİR.
İyi Parti öncelikle bu tek adam sisteminden demokrasiye ve hukuk devletine dönüşü gerçekleştirecektir. Güçlü Parlamento ve tam bağımsız hukuk, şeffaflık, denetlene bilirlik ve liyakat mutlaka sağlanacaktır.
İyi Parti siyasetin asla müdahale edemediği lekesiz gölgesiz bir adalet sistemini mutlaka kuracaktır. Hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmeyecektir, Muhafazakar kesimin hırpalandığı 28 Şubat sürecine ilk karşı çıkan kişinin Sayın Meral Akşener’in olduğu unutulmamalıdır. Bizim yolumuz Hz. Ömer’in yolu olacaktır.
Bağımsız ve tarafsız hukuk ile güvenin tesisi Ekonomiyi canlandıracak ve model olarak üretim ve istihdam öncelikli bir programa geçilecektir.
İYİ SANAYİ projemizle yüksek katama değerli ürünler ve teknoloji üreteceğiz; İYİ TARIM Projemizle ve kuracağımız Atatürk Orman Çiftliği Tarım Bilimler Akademisi ile Tarım ve hayvancılık sektörü, Milli bir politika olarak ele alınacak, girdilerinin sübvanse edilmesi ve teşviklerle üretim artırılacak tarım ürünü ve et ithalatına son verilecektir.
ARTAGAN Projemizle sürekli olarak tasarruf açığı verip yurt dışından borç bulmaya çalışan ülkemiz, tasarruf fazlası veren, sürdürülebilir bir büyüme yakalayan ülkeye dönüşecektir. İş dünyasının belini büken, daha fazla yatırımı engelleyen kredi faizleri en düşük seviyelere gerileyecek, üretim artacak, tüketim geniş kitlelere yayılacak, eğitim, sağlık ve alt yapı alanlarında kaynak yetersizliği sebebiyle gerçekleştirilemeyen bütün atılımlar için ihtiyacımız olan finansmana sahip olacağız. Bu zenginlik ve refah için tek ihtiyacımız vizyon, güven ve beceridir. Sosyal Yardımlar artarak devam edecek; İYİ YAŞAM GELİRİ modelimizle şimdiye kadar hiç yaşamadığımız bir bolluk ve berekete kavuşacağız.
Çağdaş ve standardı yüksek bir eğitim ve sağlık politikası hizmeti sunacağız. Eğitimde RÜZGAR GÜLÜ Projesiyle Türkiye’yi eşitleyecek ve eşitlendikçe büyüyeceğiz. Eğitimi, Yüksek nitelikli insan yetiştiren bir kaliteli sisteme kavuşturacağız. Sağlıkta, ilaç ve tıbbi malzeme fiyat farkı, muayene ücreti, özel hastanelerde ek fiyat ve akıllı ilaçlara SGK tarafından getirilen kısıtlamalar gibi uygulamalara son vereceğiz. Koruyucu Hekimliğe geçeceğiz ve her yıl her vatandaşa CHECK-UP uygulaması başlatacağız.
Kalkınma Politikaları Başkanlığımız ve çok değerli ekonomi kadromuzla, her konuda projelerimizle geliyoruz. Liyakatli Kadrolarımız ve çözümlerimizle geliyoruz. Biz projeye değil ranta karşıyız, israfa ve yolsuzluğa karşıyız. Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir ruh ve anlayışla geliyoruz.
Siyasi partiler ve mensupları birbirlerinin düşmanları değildir. Siyaset bir hizmet rekabetidir. Başka partileri ve mensuplarını asla düşman görmüyoruz. Hatta başka partileri hain, düşman, zillet gibi niteleyerek ve göstererek kıblesi aynı olan milletimizi kutuplaştırma siyaseti ile ayakta kalma çabasına karşı milletimizi uyarıyoruz. Biz, birlikte Türk Milletiyiz. Siyasi tercihlerimiz bizim kardeşliğimize engel değildir. Bizim Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in misyonu, bir ana olarak milletimizi ana kucağında sevgi ve hoşgörü ikliminde birleştirmek ve kaynaştırmak olacaktır. Ayrıştırıcı dili reddediyoruz, milletimizin hizmetine talibiz, yalanı, haksızlığı, hukuksuzluğu ve yolsuzluğu siyasi hayatımızdan söküp atmaya, Türkiye’yi yeniden inşa etmeye ve ayağa kaldırmaya geliyoruz.
Biz Hazırız.
Projelerimizle ve liyakatli kadrolarımızla israf, yolsuzluk ve soygun düzenini sonlandırmaya, gençlerimizin hayallerini gerçekleştirebileceği bir sistem kurmaya, tarlasına küsen çiftçiyi yeniden milletin efendisi yapmaya, doların ateşini düşürmeye, pahalılığın belini üretimle kırmaya, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’ye kavuşacağız.
Türkiye’yi barıştırmaya, makulde buluşturmaya, Dünya ile zenginlikte yarıştırmaya biz hazırız. Biz çözeriz" dedi...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

