uluer
versa

OĞUZ ÖZDEM YAZDI - NEVŞEHİRLİ KARAMANLI MÜBADİLLER ANLATIYOR (1)

Yaşam 04.09.2026 - 10:11, Güncelleme: 04.09.2026 - 10:23
 

OĞUZ ÖZDEM YAZDI - NEVŞEHİRLİ KARAMANLI MÜBADİLLER ANLATIYOR (1)

Onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.

1924 Yılı itibarıyla Kapadokya’dan Yunanistan’a gönderilen mübadillerle kısa bir süre sonra geldikleri yerler ve öo yöre ile ilgili bildikleri ve yaşadıkları hakkında sözlü tarih çalışması yapılmış. Oldukça kapsamlı ve titizlikle yapılan bu çalışmada Nevşehir, Gülşehir, Derinkuyu, Ürgüp ve diğer şehir ve köylerden giden mübadillere sorlar sorularak yanıtları kayıt altına alınmış. Yunanistandaki ilgili kurumlar ve yetkililer tarafından yapılan bu çalışmadaki bence en önemli özellikler şuydu. 1- Öncelikle bölgeden gelenler Rumca bilmediklerinden çalışmalara Türkler ya da çok iyi derecede Türkçe konuşanlar eşlik etmişer. 2- Konular başlıklar halinde ele alnımış ve her yetkili kendi alanı ile ilgili sorular yönelterek aldıkları bilgileri tam bir uzman titizliği ile kaydetmiş. 3- Konuşan kişilerden aklınan bilgiler tarih, sohbette bulunanlar ve çevirmen isimleriyle birlikte kayıt düşmüşler. 4- Hemen her konu ile alakalı bilgi toplamışlar. Hastalık tedavilerinden tutun da düğün merasimlerine, mesleki çalışmalardan dini ritüellere, okullardaki çalışmalardan özel günlere kadar hemen her konuda söyleşiler yapılmış. Ben bu çalışmaların her birini tek tek çevirerek sizlere de ilginç geleceğini umduklarımı yayınlamak istedim. yaklaşık 100 civarında Nevşehir, Gülşehir ve Derinkuyu ile alakalı bu belgelerden ilki ile başlıyorum. Boğazları şişerdi/şişti. Küçük dil (büyüyüp) gırtlağı kapatırdı. İçeriden tamamen iltihaf (beyaz cerahat) kaplardı. Küçük bir testi (çömlek) alırdık, içine su koyardık ve testinin ağzına bir elma oturtup testiyi ateşe koyardık. Elma ateşte/buharda pişerdi. Sonra o elmayı açar, içine biraz yağ sürer ve dışarıdan boğaza sarardık. Bu, boğazı yumuşatırdı. Boğazın iç tarafından bastırırdık, iltihap (cerahat) dışarı çıkar, yeri yara olurdu. Gidip beyaz köpek dışkısı bulurduk; onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik. Boğazları şişerdi/şişti. Küçük dil (büyüyüp) gırtlağı kapatırdı. İçeriden tamamen iltihaf (beyaz cerahat) kaplardı. Küçük bir testi (çömlek) alırdık, içine su koyardık ve testinin ağzına bir elma oturtup testiyi ateşe koyardık. Elma ateşte/buharda pişerdi. Sonra o elmayı açar, içine biraz yağ sürer ve dışarıdan boğaza sarardık. Bu, boğazı yumuşatırdı. Boğazın iç tarafından bastırırdık, iltihap (cerahat) dışarı çıkar, yeri yara olurdu. Gidip beyaz köpek dışkısı bulurduk; onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.Boğazları şişerdi/şişti. Küçük dil (büyüyüp) gırtlağı kapatırdı. İçeriden tamamen iltihaf (beyaz cerahat) kaplardı. Küçük bir testi (çömlek) alırdık, içine su koyardık ve testinin ağzına bir elma oturtup testiyi ateşe koyardık. Elma ateşte/buharda pişerdi. Sonra o elmayı açar, içine biraz yağ sürer ve dışarıdan boğaza sarardık. Bu, boğazı yumuşatırdı. Boğazın iç tarafından bastırırdık, iltihap (cerahat) dışarı çıkar, yeri yara olurdu. Gidip beyaz köpek dışkısı bulurduk; Onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.
Onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.
MG-20260904-102251

1924 Yılı itibarıyla Kapadokya’dan Yunanistan’a gönderilen mübadillerle kısa bir süre sonra geldikleri yerler ve öo yöre ile ilgili bildikleri ve yaşadıkları hakkında sözlü tarih çalışması yapılmış.

Oldukça kapsamlı ve titizlikle yapılan bu çalışmada Nevşehir, Gülşehir, Derinkuyu, Ürgüp ve diğer şehir ve köylerden giden mübadillere sorlar sorularak yanıtları kayıt altına alınmış. Yunanistandaki ilgili kurumlar ve yetkililer tarafından yapılan bu çalışmadaki bence en önemli özellikler şuydu.

1- Öncelikle bölgeden gelenler Rumca bilmediklerinden çalışmalara Türkler ya da çok iyi derecede Türkçe konuşanlar eşlik etmişer.

2- Konular başlıklar halinde ele alnımış ve her yetkili kendi alanı ile ilgili sorular yönelterek aldıkları bilgileri tam bir uzman titizliği ile kaydetmiş.

3- Konuşan kişilerden aklınan bilgiler tarih, sohbette bulunanlar ve çevirmen isimleriyle birlikte kayıt düşmüşler.

4- Hemen her konu ile alakalı bilgi toplamışlar. Hastalık tedavilerinden tutun da düğün merasimlerine, mesleki çalışmalardan dini ritüellere, okullardaki çalışmalardan özel günlere kadar hemen her konuda söyleşiler yapılmış.

Ben bu çalışmaların her birini tek tek çevirerek sizlere de ilginç geleceğini umduklarımı yayınlamak istedim. yaklaşık 100 civarında Nevşehir, Gülşehir ve Derinkuyu ile alakalı bu belgelerden ilki ile başlıyorum.

Boğazları şişerdi/şişti.

Küçük dil (büyüyüp) gırtlağı kapatırdı. İçeriden tamamen iltihaf (beyaz cerahat) kaplardı.

Küçük bir testi (çömlek) alırdık, içine su koyardık ve testinin ağzına bir elma oturtup testiyi ateşe koyardık. Elma ateşte/buharda pişerdi.

Sonra o elmayı açar, içine biraz yağ sürer ve dışarıdan boğaza sarardık. Bu, boğazı yumuşatırdı.

Boğazın iç tarafından bastırırdık, iltihap (cerahat) dışarı çıkar, yeri yara olurdu.

Gidip beyaz köpek dışkısı bulurduk; onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.

Boğazları şişerdi/şişti.

Küçük dil (büyüyüp) gırtlağı kapatırdı. İçeriden tamamen iltihaf (beyaz cerahat) kaplardı.

Küçük bir testi (çömlek) alırdık, içine su koyardık ve testinin ağzına bir elma oturtup testiyi ateşe koyardık.

Elma ateşte/buharda pişerdi. Sonra o elmayı açar, içine biraz yağ sürer ve dışarıdan boğaza sarardık. Bu, boğazı yumuşatırdı.

Boğazın iç tarafından bastırırdık, iltihap (cerahat) dışarı çıkar, yeri yara olurdu.

Gidip beyaz köpek dışkısı bulurduk; onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.Boğazları şişerdi/şişti.

Küçük dil (büyüyüp) gırtlağı kapatırdı. İçeriden tamamen iltihaf (beyaz cerahat) kaplardı.

Küçük bir testi (çömlek) alırdık, içine su koyardık ve testinin ağzına bir elma oturtup testiyi ateşe koyardık.

Elma ateşte/buharda pişerdi. Sonra o elmayı açar, içine biraz yağ sürer ve dışarıdan boğaza sarardık. Bu, boğazı yumuşatırdı.

Boğazın iç tarafından bastırırdık, iltihap (cerahat) dışarı çıkar, yeri yara olurdu. Gidip beyaz köpek dışkısı bulurduk;

Onu toz haline getirir ve bir kamış/boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, tam da o yaranın üzerine üflerdik.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nehabernevsehir.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.