3 SORU 3 CEVAP
3 SORU 3 CEVAP
Bazı tasavvuf erbabı kişiler, şeyhinin Allah ile konuştuğunu iddia ediyor.
Bazı tasavvuf erbabı kişiler, şeyhinin Allah ile konuştuğunu iddia ediyor.
Soru1: Bazı tasavvuf erbabı kişiler, şeyhinin Allah ile konuştuğunu iddia ediyor. Bir insanın Allah ile konuşması mümkün müdür?
Cevap1: Yüce Allah Şûrâ sûresi 51. âyette şöyle buyurmaktadır: وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَنْ يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.” (Şûrâ 42/51) Bu âyette belirtildiği üzere Allah’ın bir beşerle konuşması üç şekilde olur: Birincisi ilhamdır ki, insanın kalbine, herhangi bir düşüncenin, bir mananın doğurulmasıdır. Nitekim Yüce Allah, Hz. Musa’nın annesine ve Hz. Meryem’e ilham yoluyla bir takım bilgileri iletmiştir. Allah, veli kullarına ilhamda bulunabilir. Ancak ilham yoluyla alınan bilgiler sadece o kişiyi ilgilendirir. Bir insanın; “ben Allah’la konuştum şöyle şöyle yapmanızı emrediyor.” demesi doğru değildir. Zira peygamberlik son peygamber Hz. Muhammed ile bitmiştir. Kıyamete kadar bütün insanlar Allah ve Rasulünün emir ve buyruklarını kabul edip uygulamakla yükümlüdür. Gerçek manada mürşid, müritlerine/kendisine bağlı olan Müslümanlara Allah ve Resulünün emir ve buyruklarını tebliğ edip onları hakka davet etmelidir. İkincisi, Allah’ın perde arkasından insana hitap edip konuşması şeklinde olur. Bu şekildeki konuşma, sadece iki peygambere nasip olmuştur. Bunlardan birincisi, Hz. Musa’dır ki Sîna Dağı’nda perde arkasından Yüce Allah ile konuşmuştur. Diğeri ise Hz. Muhammed (s.a.v)’dir. O da İsrâ ve Mirac Gecesi’nde Yüce Allah ile konuşmuştur. Üçüncüsü ise, Allah Teâlâ, vahiy Meleğini bir elçi olarak gönderir. O elçi/vahiy Meleği, Allah’ın emir ve buyruklarını Peygamber’e getirip vahyeder. İşte Allah’ın insanla konuşması bu üç yoldan biri ile gerçekleşmektedir. Kur’ân-ı Kerîm ise yukarıda açıkladığımız üçüncü şekilde Hz. Muhammed’e vahyedilmiştir. Yani Allah’ın görevlendirdiği vahiy meleği/Cibrîl vasıtasıyla olmuştur. (Soysaldı, Asırların İdrakine Kur'ân Tarihi, 81
) Soru2: Kur’ân-ı Kerîm’de zina suç değildir diyenler var bu doğru mudur?
Cevap2: Doğru değildir. Zira zina İslâm dininde en büyük günahlardan biridir. Nitekim Yüce Allah, وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَا إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبِيلًا “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ 17/32) buyurmak suretiyle zina yapmayı yasaklamış ve haram kılmıştır. Zina yapan insan, Allah’ın yasağını çiğnemiş ve büyük bir günah işlemiş olur. Şayet tövbe etmeden ölürse ahirette cehennemde büyük bir azaba çarptırılacaktır. Allah’ın haram kıldığına haram, helal kıldığına helal demeyen insan da büyük bir günah işlemektedir. Şayet bile bile bunu yapıyorsa dinden çıkar. Hemen tövbe etmesi ve şehadet getirmek suretiyle imanını yenilemesi gerekir.
Soru3: Beş vakit namazımı kılıyorum ama arada içki de içiyorum. Akşamları arkadaşlarım da içki içiyor. Bana; “içkiyi bırakamıyorsan namazı bırak böyle olmuyor” diyorlar. Ne yapmam gerekir?
Cevap3: Yüce Allah beş vakit namaz kılmayı emredip farz kıldığı gibi içki gibi insanın aklını başından alan ve insana zarar veren içecekleri de yasaklamış haram kılmıştır. Namaz kılan insan, Allah’ın emrini yerine getirdiği için sevap kazanır. Allah’ı yasakladığı, haram kıldığı içkiyi içen ise Allah’ın yasağına uymadığı için günaha girmektedir. Müslümanın yapması gereken doğru davranış; Allah’ın emri olan namazı kılmaya devam etmeli, Allah’ın yasakladığı ve haram kıldığı içkiyi de bir an önce terk etmelidir. İçkiyi bırakamıyor diye namazı terk etmek doğru değildir. Dinî konularda cevabını aradığınız soruları masoysaldi@gmail.com e-postaya gönderebilirsiniz Prof. Dr. Mehmet SOYSALDI NEVÜ İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

