3 SORU 3 CEVAP
3 SORU 3 CEVAP
Soru1: Bir Müslümanın ticaret ahlakı nasıl olmalıdır?
Soru1: Bir Müslümanın ticaret ahlakı nasıl olmalıdır?
Cevap1: İnsan sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşaması ve bütün ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması mümkün değildir. Mutlaka toplum içerisinde yaşamak ve birtakım ihtiyaçlarını ticaret yoluyla başka insanlardan alış veriş yaparak karşılamak durumundadır. Dolayısıyla insan, başkalarıyla ticarî ilişki içerisinde olmak zorundadır. İslâm dini ticarette dürüstlük ve doğruluğu ana ilke olarak belirlemiş, ön gördüğü ticaret ahlakı ile bizlerin istikametine yön vermiştir. Bu konuda şu olay bizler için önemli bir istikamet vesilesidir; “Allah Resûlü (s.a.v.) bazı ihtiyaçlarını temin etmek için zaman zaman Medine pazarına gider, bu vesileyle gelip gidenlerden ve alınıp satılanlardan da haberdar olurdu. Yine bir gün pazarda dolaşırken bir buğday yığını dikkatini çekmişti. Hububatı satan tâcirin yanına gelerek buğday yığınına elini daldırdı. Ancak Hz. Peygamber’in parmakları ıslanmış,buğdayın altı göründüğü gibi çıkmamıştı. Satıcıya bu ıslaklığın sebebini sorduğunda, yağmurdan kaynaklandığı cevabını aldı. Bunun üzerine Allah Resûlü, “Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi?” diyerek ticaret ahlâkının temel ilkesi olan doğruluk ve dürüstlüğe dikkatleri çekti. Anlaşılan o ki, satıcı kuru ve ıslak olan buğdayı ayırmadan satışa sunmak suretiyle insanları aldatmaktaydı. İnsanları aldatmak ise, Hz. Peygamber’in sünnetinden ve yolundan uzaklaşmak demekti. Nitekim bu olayın üzerine Rasulullah; “Müslümanlar arasında aldatma olamaz! Bizi aldatan, bizden değildir!”[1]buyurmuşlardır.
Ayrıca Allah Resulü, ticaret konusunda bizleri istikamet üzere tutacak şu sözü söylemiştir: “Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tüccar, nebîler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”[2]
Müslüman tâcir, ticaretinde doğru, dürüst ve güvenilir olmalı, sattığı malda herhangi bir kusur varsa asla gizlememeli, müşteriyi aldatacak davranışlardan sakınmalıdır. Mesela günümüzde pazar yerlerinde bazı satıcılar, sebze ve meyvelerin iyi ve iri olanlarını ön tarafa diziyorlar, küçük ve olgun olmayanları ise arka tarafa gizliyorlar. Müşteriye ise arka taraftan doldurup poşetin ağzını da bağlayarak satıyorlar. Böyle bir alış veriş asla helal olmaz.
Soru2: Hayatımızdaki bereketsizliğin sebepleri nelerdir?
Cevap2: Bereket dilimizde sık kullanılan İslâmî kavramlardan biridir. Bereket, azın çoğalması, bereketsizlik ise çoğun azalmasıdır. Bereket imkânların saadete vesile olması, bereketsizlik ise imkânların felakete sebep olmasıdır. Bereket Allah’ın bir ikramı, bereketsizlik ise Allah’ın bir ikazıdır. Günümüzde hayatımızda bir takım bereketsizliklerin olduğunu müşahede etmekteyiz. Hayatımızda geçim bereketsizliği başta olmak üzere, zaman bereketsizliği, sevgi bereketsizliği, bilgi bereketsizliği, hizmet bereketsizliği gibi bir takım bereketsizlikler mevcuttur. Bunun birçok sebebi vardır. En önemli sebeplerini ise şöyle sıralayabiliriz:
1.İman zafiyeti,
2.İbadetlerdeki ihmaller,
3. Kul hakkı ihlalleri,
4. Adaletsizlik,
5. Kanaat ve şükür duygusunun zayıflaması,
6.Sıla-ı rahimi terk etmek,
7.Merhametsizlik,
8.Dünyevileşme hastalığına kapılma,
9.Seher vaktinin iyi değerlendirilememesi,
10.Nezafet ve nezaketin ihmal edilmesi,
11.Büyüklere hürmetsizlik.
Soru3: Teknolojinin akıl almaz bir tarzda geliştiği ve gelişmeye devam ettiği teknoloji asrında nasıl yaşamalıyız?
Cevap3: İnsan, daima mutluluk ve huzuru arayan bir varlıktır. Aslında dünya malı ve mülkü insana gerçek mutluluk ve huzuru verememektedir. Zira insan, Kârun gibi zengin de olsa şayet ruhunu tatmin edecek gıdadan yoksun ise mutlu ve huzurlu bir hayat sürememektedir. Sürekli bir stres ve sıkıntı içerisinde bocalamaktadır.
İnsanı yoktan var eden Yüce Allah’tır. Dolayısıyla yaratan, yarattığı varlığın nasıl yaşaması gerektiğini en iyi bilendir. İslâm, insanları hem dünyada hem de ahirette mutlu ve huzurlu kılmak için gönderilen ilahî bir dindir. Bu amacı gerçekleştirmek için Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de çeşitli prensipler va’z etmiştir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (s.a.v.) de hayatı boyunca insanları mutlu edecek evrensel ilkeleri açıklamış ve insanları bu ilkelere bağlı kalmaya davet etmiştir.
Müslümanın bu evrensel ilkeleri kabul edip hayatında uygulaması gerekir. Günümüz insanı mutlu değilse, stres ve sıkıntı dolu bir hayat geçiriyorsa bütün bunların temel sebebi; Allah’ın gönderdiği ilahî ışıktan uzaklaşmasıdır. Evrensel ilkeler ihtiva eden Kur’ân-ı Kerîm’i kulak ardı etmek ve en güzel örnek olarak gönderilen Hz. Muhammed’in örnekliğini kabul etmemek, insanları mutsuz ve bedbaht hâle getirmiştir.
O halde gerçek mutluluğun temel şartlarına bağlı kalarak hayatımızı sürdürmeye gayret etmeliyiz. Nedir gerçek mutluluğun temel şartları?
1.Sağlam ve kuvvetli bir iman,
2.Allah’a tevekkül ve teslimiyet,
3.İhlasla salih ameller yapmak,
4.Allah’ın verdiği nimetlere kanaat etmek ve şükretmek,
5.Günde beş vakit namaza itina ile devam etmek ve Allah’ı anıp zikretmek,
6. Daima ümitvar olmak,
7.Helal kazanç ve helal rızık,
8.Dünyalık işlerde kendimizden aşağı olanlara bakmak, uhrevî işlerde ise kendimizden yukarıda olanlara bakmak.
Ne mutlu hayatını Allah ve Resulünün buyrukları doğrultusunda düzenleyenlere.
Yazıklar olsun Allah’a kulluğu ve Resulünün sünnetine uymayı terk edip mutluluğu başka yollarda arayanlara…
Dinî konularda cevabını aradığınız soruları msoysaldi@gmail.com e-postaya gönderebilirsiniz.
Prof. Dr. Mehmet Soysaldı
NEVÜ İlahiyat Fakültesi
Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

