OĞUZ ÖZDEM YAZDI - AYRIK OTU VE EMPERYAL SİSTEM VE DAYATMA
Yaşam
01.07.2026 - 11:20, Güncelleme:
01.07.2026 - 11:20
OĞUZ ÖZDEM YAZDI - AYRIK OTU VE EMPERYAL SİSTEM VE DAYATMA
Şimdi ben “hangi birini yazayım canım efendim gayrı düzen tutmaz telimiz bizim” deyip keseyim mi? Bilemedim. Deve misali düzgün yerimiz kalmamış.
Ayrık otunu ya gördünüz ya da duydunuz bilmiyorum ama berbat bir ottur. Tek yararı eşekler için muazzam bir yiyecektir o kadar. Bulunduğu yere öyle bir kök salar ki kısa süre içerisinde bölgeyi egemenliği altına alır, her yana uzayan ve deli gibi büyüyen kollarıyla toprağı sarar kuşatır.
Etrafında başka otların büyümesini de istemez. Eşek çoğu zaman sadece toprak üzerinde görünen yeşil kısmını yer ama o da kısa sürede yeniden canlanmasını bilir. Çok nadiren köküyle birlikte sökerse o zaman rahatlar toprak.
Öncelikle yabanıl yerlerde görülür ama üzerine gidilmez de büyümesi göz ardı edilirse yavaş yavaş ekim dikim yerlerine ve kaşla göz arasında sarıverir ortalığı. Sökmek için de uğraş dur artık.
Bu kadar ayrıktan bahsetmişken ne alakası var emperyal sistemle ayrık otunun demezsiniz artık. Çünkü hemen hemen aynıdır. O, sistemde rahat bulduğu ortama girer kuşatır ve ele geçirir. İşin kötü yanı onun temizlenmesi çok zor hatta imkansızdır.
Açığını bulduğu her alandan saldırır. Ekonomi, siyaset, sosyal hayat hiç fark etmez. Neresi uygunsa oradan girer hayatın içine ve bir de bakmışsınız her yanınızda o sistemin dayatması ile burun burunasınız ve artık geçmiş olsun dönüşü de yoktur.
Dil ile girer, günlük yaşamın bir parçası gibi girer, yiyecekle girer, elbiseyle girer yani yeter ki boş bir alan bulsun çeşidi türü hiç fark etmez yapışır oraya. Hani eşek de çok keyifle yer ya ayrık otunu hatta bayılır tadına, meret sistem de aynı şekilde tatlı tatlı girer ortama.
Birkaç şekilde açıklamaya çalışayım sanırım maksat daha iyi hasıl olacak.
Dil ile girer dedik ya zaten alt yapı da hazırsa kullanılan kelimeler biraz da janjanlıysa yapışır kalır dilimizde aslını bile aramaz oluruz artık. Ha bir de bunu “uluslararası kurallar gereği” kılığına sokarlar ki “yersen” kalıcı olur kalır.
“0n-off” “open” “exıt” “wc” “s-m-l-xl-xxl” bunlar her an göz önünde olanlar ki artık bunların ne anlama geldiğini bilmeyen kaldı mı?
Şehirlisi de Köyden gelen bir vatandaşımız mağazaya girdiğinde artık bedenini yukarıdaki sembollerle tarif ediyor.
Şirketlerin dili artık tamamen yabancı bazen anlamanız bile mümkün değil. “ dead line, brif, meeting, feedback, out of Office” gibi levhalar da ondan geri mi kalır “wedding shopping, steak hause, gym,” vs. vs.
Bir başka mesele de siz isteseniz de istemeseniz de size dayatılan şeylerdir.
Bunların başına noter evrakları, banka ve kurum sözleşmeleri, senetler, ilaç prespektüsleri ve hukuk dilidir.
Bunların hemen hiçbirini anlamadan ya imzalarız ya da kullanırız. Kaçımız bize verilen ilaçların içindeki prospektüslere bakarak ilaç kullanırız. Doktora derdimizi söyleriz o da yazar ilacı.
Eczacı kardeşimiz de üzerine nasıl kullanacağını yazar o kadar.
Endüksiyonları nedir, neyle alınır ya da alınmaz, içinde neler var bilir miyiz?.
Altına “şak” diye imza koyduğunuz senetlerin içinde geçen “muacelliyet, kesbetmek, işbu, emre muharrer, ahzolunmak, mukabil, emruhavale, gibi kelimelerin ne anlama geldiğini bilerek mi imzalıyoruz.
Adınıza gelen mahkeme kağıdında yazanları çözene kadar akla karayı seçmiyor muyuz?
Şimdi ben “hangi birini yazayım canım efendim gayrı düzen tutmaz telimiz bizim” deyip keseyim mi? Bilemedim. Deve misali düzgün yerimiz kalmamış.
Şimdi ben “hangi birini yazayım canım efendim gayrı düzen tutmaz telimiz bizim” deyip keseyim mi? Bilemedim. Deve misali düzgün yerimiz kalmamış.
Ayrık otunu ya gördünüz ya da duydunuz bilmiyorum ama berbat bir ottur. Tek yararı eşekler için muazzam bir yiyecektir o kadar. Bulunduğu yere öyle bir kök salar ki kısa süre içerisinde bölgeyi egemenliği altına alır, her yana uzayan ve deli gibi büyüyen kollarıyla toprağı sarar kuşatır.
Etrafında başka otların büyümesini de istemez. Eşek çoğu zaman sadece toprak üzerinde görünen yeşil kısmını yer ama o da kısa sürede yeniden canlanmasını bilir. Çok nadiren köküyle birlikte sökerse o zaman rahatlar toprak.
Öncelikle yabanıl yerlerde görülür ama üzerine gidilmez de büyümesi göz ardı edilirse yavaş yavaş ekim dikim yerlerine ve kaşla göz arasında sarıverir ortalığı. Sökmek için de uğraş dur artık.
Bu kadar ayrıktan bahsetmişken ne alakası var emperyal sistemle ayrık otunun demezsiniz artık. Çünkü hemen hemen aynıdır. O, sistemde rahat bulduğu ortama girer kuşatır ve ele geçirir. İşin kötü yanı onun temizlenmesi çok zor hatta imkansızdır.
Açığını bulduğu her alandan saldırır. Ekonomi, siyaset, sosyal hayat hiç fark etmez. Neresi uygunsa oradan girer hayatın içine ve bir de bakmışsınız her yanınızda o sistemin dayatması ile burun burunasınız ve artık geçmiş olsun dönüşü de yoktur.
Dil ile girer, günlük yaşamın bir parçası gibi girer, yiyecekle girer, elbiseyle girer yani yeter ki boş bir alan bulsun çeşidi türü hiç fark etmez yapışır oraya. Hani eşek de çok keyifle yer ya ayrık otunu hatta bayılır tadına, meret sistem de aynı şekilde tatlı tatlı girer ortama.
Birkaç şekilde açıklamaya çalışayım sanırım maksat daha iyi hasıl olacak.
Dil ile girer dedik ya zaten alt yapı da hazırsa kullanılan kelimeler biraz da janjanlıysa yapışır kalır dilimizde aslını bile aramaz oluruz artık. Ha bir de bunu “uluslararası kurallar gereği” kılığına sokarlar ki “yersen” kalıcı olur kalır.
“0n-off” “open” “exıt” “wc” “s-m-l-xl-xxl” bunlar her an göz önünde olanlar ki artık bunların ne anlama geldiğini bilmeyen kaldı mı?
Şehirlisi de Köyden gelen bir vatandaşımız mağazaya girdiğinde artık bedenini yukarıdaki sembollerle tarif ediyor.
Şirketlerin dili artık tamamen yabancı bazen anlamanız bile mümkün değil. “ dead line, brif, meeting, feedback, out of Office” gibi levhalar da ondan geri mi kalır “wedding shopping, steak hause, gym,” vs. vs.
Bir başka mesele de siz isteseniz de istemeseniz de size dayatılan şeylerdir.
Bunların başına noter evrakları, banka ve kurum sözleşmeleri, senetler, ilaç prespektüsleri ve hukuk dilidir.
Bunların hemen hiçbirini anlamadan ya imzalarız ya da kullanırız. Kaçımız bize verilen ilaçların içindeki prospektüslere bakarak ilaç kullanırız. Doktora derdimizi söyleriz o da yazar ilacı.
Eczacı kardeşimiz de üzerine nasıl kullanacağını yazar o kadar.
Endüksiyonları nedir, neyle alınır ya da alınmaz, içinde neler var bilir miyiz?.
Altına “şak” diye imza koyduğunuz senetlerin içinde geçen “muacelliyet, kesbetmek, işbu, emre muharrer, ahzolunmak, mukabil, emruhavale, gibi kelimelerin ne anlama geldiğini bilerek mi imzalıyoruz.
Adınıza gelen mahkeme kağıdında yazanları çözene kadar akla karayı seçmiyor muyuz?
Şimdi ben “hangi birini yazayım canım efendim gayrı düzen tutmaz telimiz bizim” deyip keseyim mi? Bilemedim. Deve misali düzgün yerimiz kalmamış.
Etrafında başka otların büyümesini de istemez. Eşek çoğu zaman sadece toprak üzerinde görünen yeşil kısmını yer ama o da kısa sürede yeniden canlanmasını bilir. Çok nadiren köküyle birlikte sökerse o zaman rahatlar toprak.
Öncelikle yabanıl yerlerde görülür ama üzerine gidilmez de büyümesi göz ardı edilirse yavaş yavaş ekim dikim yerlerine ve kaşla göz arasında sarıverir ortalığı. Sökmek için de uğraş dur artık.
Bu kadar ayrıktan bahsetmişken ne alakası var emperyal sistemle ayrık otunun demezsiniz artık. Çünkü hemen hemen aynıdır. O, sistemde rahat bulduğu ortama girer kuşatır ve ele geçirir. İşin kötü yanı onun temizlenmesi çok zor hatta imkansızdır.
Açığını bulduğu her alandan saldırır. Ekonomi, siyaset, sosyal hayat hiç fark etmez. Neresi uygunsa oradan girer hayatın içine ve bir de bakmışsınız her yanınızda o sistemin dayatması ile burun burunasınız ve artık geçmiş olsun dönüşü de yoktur.
Dil ile girer, günlük yaşamın bir parçası gibi girer, yiyecekle girer, elbiseyle girer yani yeter ki boş bir alan bulsun çeşidi türü hiç fark etmez yapışır oraya. Hani eşek de çok keyifle yer ya ayrık otunu hatta bayılır tadına, meret sistem de aynı şekilde tatlı tatlı girer ortama.
Birkaç şekilde açıklamaya çalışayım sanırım maksat daha iyi hasıl olacak.
Dil ile girer dedik ya zaten alt yapı da hazırsa kullanılan kelimeler biraz da janjanlıysa yapışır kalır dilimizde aslını bile aramaz oluruz artık. Ha bir de bunu “uluslararası kurallar gereği” kılığına sokarlar ki “yersen” kalıcı olur kalır.
“0n-off” “open” “exıt” “wc” “s-m-l-xl-xxl” bunlar her an göz önünde olanlar ki artık bunların ne anlama geldiğini bilmeyen kaldı mı?
Şehirlisi de Köyden gelen bir vatandaşımız mağazaya girdiğinde artık bedenini yukarıdaki sembollerle tarif ediyor.
Şirketlerin dili artık tamamen yabancı bazen anlamanız bile mümkün değil. “ dead line, brif, meeting, feedback, out of Office” gibi levhalar da ondan geri mi kalır “wedding shopping, steak hause, gym,” vs. vs.
Bir başka mesele de siz isteseniz de istemeseniz de size dayatılan şeylerdir.
Bunların başına noter evrakları, banka ve kurum sözleşmeleri, senetler, ilaç prespektüsleri ve hukuk dilidir.
Bunların hemen hiçbirini anlamadan ya imzalarız ya da kullanırız. Kaçımız bize verilen ilaçların içindeki prospektüslere bakarak ilaç kullanırız. Doktora derdimizi söyleriz o da yazar ilacı.
Eczacı kardeşimiz de üzerine nasıl kullanacağını yazar o kadar.
Endüksiyonları nedir, neyle alınır ya da alınmaz, içinde neler var bilir miyiz?.
Altına “şak” diye imza koyduğunuz senetlerin içinde geçen “muacelliyet, kesbetmek, işbu, emre muharrer, ahzolunmak, mukabil, emruhavale, gibi kelimelerin ne anlama geldiğini bilerek mi imzalıyoruz.
Adınıza gelen mahkeme kağıdında yazanları çözene kadar akla karayı seçmiyor muyuz?
Şimdi ben “hangi birini yazayım canım efendim gayrı düzen tutmaz telimiz bizim” deyip keseyim mi? Bilemedim. Deve misali düzgün yerimiz kalmamış.
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

